137 Views

Ferah Uslu

Çağımızın Hastalığı Yalan

Dünyada var oluşumuzdan itibaren yaşamımızı devam ettirdiğimiz sürece çok sayıda insan tanırız ve tanışırız.Her insanda ayrı yüzler görür ve her insandan ayrı sözler duyarız. Söylenen her şeye , her söze inanarak karşımızdakine güvenmek isteriz doğal olarak.

Ancak bu her zaman böyle devam etmiyor. Bazen duyduğumuz bilgiler, sözler , bazen de bildiğimiz doğrularda
bizi yanıltabilir. Çok sevdiğimiz, değer verdiğimiz ve güven duyduğumuz en yakınlarımız, arkadaşlarımız, sevgililerimiz bile bize gözünün içine baka baka yalan söyleyebiliyor. O zaman düşünmeye başlıyoruz acaba neden ve niçin gerek duydu diye.
Ya stres altında olduğu için ya da karşımızdakini kırmamak, incitmemek için yalana baş vururuz. Birilerini aldatmak amacı ile söylenen sözlerdir. Günlük yaşamımızın bir parçası olan yalan bir ilişkinin sağlıklı yürümesi için gerekli ve
zararsız görünen diğer taraftan da adaletin yerine getirilmesi için engelleyen bir durum olarak ortaya çıkar.

Yalan toplumda ayıp ve günah olarak bilinir. Her türlü ilişkilere kadar uzanan geniş bir alanı kapsar ve bozucu niteliktedir. Doğru ve gerçeğe uymayan sözlerdir. Bir sözün doğru yada doğru olmadığına araştırılarak zaman içinde karar verilir. Kişiler birbirine yalan söyleyerek aldattığını bilmesi gerekir. Söyleyen karşısındakini bilinçli olarak yanlış bilgi vermesi söyleyen kişide  yalan söylediğinin farkına varmamasıdır.

Yalan söylemek için mutlaka konuşmak gerekmez. Kasten sakladığı için yalan söylemiş oluyor.Kişinin kendisi kandırma konusunda başarılı veya başarısız çaba sarf etmesidir.Kaynağının doğru olup olmadığına inanmış ancak karşı tarafa tersini aktarması gibi.
Yalan söyleyenler söyledikleri yalanların ayrıntısını ileriki zamanlarda karşısına çıkabileceğini düşünmelidir. Duymuş oldukları pişmanlıklardan dolayı abartarak söylemektedir. Bazende beyaz yalanlara baş vuranlar vardır bunlar zararsız görünse de yalan yalandır.Yalanla yaşayanlar, yalanlarını yaşatmak için bir çok insanı yalanlarına inandırırlar.

Yalan söyleyenler suçluluk duymazlar, kendine güveni sonsuzdur, yalanı söylerken asla zorlanmazlar, zihinsel olarak güçlü görünürler senaryonu çok iyi hazırlarlar, yalanının ortaya çıkmaması için hafızasında çok iyi tutarlar ve her
zaman hatırlarlar. Yıllardan beri süre gelen ve en çok başvurulan yoldur. İhtiyaç duyulduğunda yalan söylemekten kaçınmazlar. Yalanın azı,çoğu, pembesi, beyazı olmaz.Hiç kimse ben yalan söylemem demesin .Hepimiz yaşamımız süresince bazı durumlarda yalana başvurmuşuzdur. Öyle yalanlar vardır ki gerektiğinde insanın içini acıtır, derin yaralar açar ne söyleyene , ne de söyletene faydası vardır.

Yalan önüne geçilmez bir yaşam biçimi olmuş. Daha zeki olmak, insanları kandırmak, nereye kadar? Nihayetinde gün gelir zaman içinde su yüzeyine çıkar. Sonunda hüsran, güven kaybı ve dürüstlüğün kaybolmasıdır.Buradaki amaç anı kurtarmak , insanlara bir an için rahatlık sağlar sonunu devam ettirmek için yalan üzerine yalan söylemek zorunda kalacaktır.

Yalanı sevmek, yalancıdan nefret etmek bizi asla korumaz. Yalan yaşam biçimiz olmuşsa her an karşımıza çıkacaktır. Bu nedenle sorunun neden kaynaklandığını araştırarak önlem alabilir ve hatta bu hastalıktan kurtulma için psikologlara başvurarak yardım almalıyız.

Yalanın ve yalancıların olmadığı bir ortamda yaşamak dileğimle.
YALAN SÖYLEYİP YÜCELMEKTENSE ,DOĞRUYU SÖYLEYİP ALÇALMAYI TERCİH
EDERİM. ( HZ. ÖMER )

FERAH USLU

News Reporter

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir