139 Views

İnsanoğlu hep geçmişe olan hasretliğin etkisi altındadır. Ardımıza bakarak hep
iç çekeriz ; öyle bir ah çekeriz ki eskiden her şey daha güzeldi diye. Neden
eskiden olan güzellikler şu an önemini yitirdi ? Bir insan ne kadar yaşarsa
yaşasın çocukluk ve gençlik dönemini asla unutmaz. Sanki yaşamı o yıllardan
ibaret. İlerleyen yaşlarda ilgi çekici anılar olmaz. Her zamanki işler , güçler ve
telaşla günlerimiz akıp gidiyor. Hiçbir şey eskisi gibi değil doğallıktan uzaklaştık,
alışkanlıklarımız ,ilgi alanlarımız değişti ve teknoloji değişimine uğradık.
İnsanlarla olan bağlarımız koptu ev ziyaretleri, komşuluk ilişkileri yok olmaya
yüz tuttu , yabancılaşıyoruz şu zamanda.

İnsanlar ya cep telefonunla haşır neşir
yada televizyon diziler izliyorlar. Normal olan hiçbir şey kalmadı. Eskisi gibi
sohbet olayı bitti herkes kendi dünyasında. Soracak olursanız ne yapılıyor ? Ne
yapılıyor biliyor musunuz ? Bu her şeyin önüne geçer dedikoduyu çok sever
olduk. Birinin ardından konuşmayı çok seviyoruz. Bunu yapıyor muyuz ? Evet
yapıyoruz ve karşılaştığımız zaman da hiçbir şey yokmuş gibi rahat
davranabiliyoruz. Bu bizim en büyük zaafımızdır ve içine düştüğümüz
eksikliğimizdir.
İnsanlar hakkında konuşma dediğimiz zaman akan sular durur. Her işimizi
bırakır anlatılana odaklanarak dinler sonra da biliyormuşçasına tasdikleriz.
Ardından da üzerine bin katarak yaymaya çalışırız. Acaba ne yaptığımızın
farkında mıyız ? Bu durum zararsız görünse de illaki konuşmaya devam
edeceğiz. Sonrada bu anlattıklarımı kimse bilmesin diye de tembihleriz.
Böylesine davranışlar bizim kişiliğimize zarar verir. İtibarımız yok olur toplum
içerisinde bizi zayıflatır. Ama kimin umurunda ki. Eskiden böyle şeyler yoktu.
Sağlam ilişkiler, sıkı dostluklar ve vefa vardı. Akrabalar, komşular ziyaret edilirdi
sık olmasa da birbirimizi arar sorardık.

Böylesine gelişmeler bizlerin boş işlerle uğraşmamızı engellerdi.
Birinin işi ya da başına bir hal geldi mi üzüntü duyulurdu ve yardımcı olunurdu.
Dostlar bu günler içindir der el uzatılarak yardım edilirdi. Oysa şimdi şu
zamanda birinin başına bir hal gelse iyice düşsün diye bir tekmede biz atıyoruz.
İçimize çöreklenen fitne fücurluk, kıskanlık, çekememezlik,nefret ve kin
duygularıdır. Doğallığımız,samimiyetimiz nerde kaldı acaba yapmacık duygularla
davranmaya başladık . Öylesine başından savarcasına oldu bittiye getirerek

Bu sebepten dolayıdır çocukluğumuzu ve o dönemleri özlüyor olmamız. O
günlerin masumiyetini, sadeliğini, doğallığını arar olduk. Yılları devirdikçe her
birimiz değişime uğrayarak farklı duyguların esiri olduk. Bir insanın
üstlenebileceği her rolü bire bir yaşadık. Acaba hiç pişmanlık ve vicdan azabı
duyduk mu ? Elbette duymuşuzdur da…Keşke dediklerimiz o kadar çok ki
nereye el atsak pişmanlıklarımız canımızı acıtıyor.

Korkularımız hep bu yaşananlardan dolayı , çocukluk yıllarımızda kazandığımız
insani duygu güzelliklerimizi kaybettiğimiz için üzülüyoruz. Bizlerin tek dostu
para olmuş.Arkadaşlıklar, dostluklar para üzerine kurulmuş. İnsani ilişkilerimize
değer verme kalmamış. İnsanlar birbirinden uzaklaşarak tüm bağlarını koparmış
sanki hiç görüşmeyecek gibi . Yeni nesil yani geleceğimiz olan çocuklarımız
akrabalarını bile tanımıyor.

Bir yerde tesadüfen karşılaştığında akraba
olduklarını şaşkınlık içerinde öğrenmiş oluyorlar. Eğer biz böyle davranmaya
devam ettiğimiz sürece hep geçmişte ve anılarda yaşıyor olacağız. Eski
günlerde yaşadıklarımızı yad ederek hasretliklerle yaşayacağız. Oysa hiçbir şey
bizim için geç değil. Cani gönülden istersek ve yeni bir sayfa açarak başlarsak
karşımıza çıkacak güzelliklere yelken açmış oluruz.

News Reporter

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir