74 Views

Geriye dönüp baktığımızda ne çok adetlerimiz vardı. Kışa girmeden kışlıklarımızı
, yaz gelmeden yazlıklarımızı hazırlardık .Daha yağmurlar bitmeden, ağaçlar
çiçeğe geçmeden , sobalar kalkmadan ,doğa canlanmadan yaz hazırlıklarımıza
başlardık.

Havaların ısınması ile birlikte yaz temizlikleri yapılır, yazlık
giyeceklerin yerini yazlıklar alır ve her zaman kış meyvelerinden yaz için reçeller
yapılır dizi dizi kavonazlar hazırlanırdı.Kış için yaz sebzelerinde kurutmalıklar
yapılır, turşular hazırlanırdı, tarhanalar , makarnalar kesilir , salçalar yapılırdı.
Kış içinde aklımıza ne gelirse reçeller hazırlanırdı .

Yaz bitiminde odun, kömür alınır istiflenirdi. Böylece yazın kışlıklar , kışında
yazlıklar hazırlanırdı. Uzun kış için yapılan hazırlıklardan başka dışardan sadece
zaruri olan ihtiyaçlar alınırdı. Her şey bereketliydi. Her yaptığımız işten keyif
alırdık. Şimdi her şey var elimizin altında mutsuzluk diz boyu.
Bizim sofralarımızda geçmişten gelen yılların birikimi ve kendi kültürümüzün
zenginliğinden ibarettir.

Sağlıklı beslenmek, sağlıklı yaşamak ve sağlıklı gelecek nesillerimizi yetiştirmek
bizim temel unsurumuzdur. Daha önceleri yediğimiz, içtiğimiz şeyler belliydi.
Çünkü her şeyimiz doğaldı .Kendi ürettiklerimizdi güvenle tüketiyorduk. Kolay
hasta olmazdık , hastalık nedir bilmezdik.

Oysa şimdi teknolojinin gelişmesi ile damak tatlarımız değişti.
Geleneklerimizden vaz geçmiş teknolojinin sunduğu imkanlardan faydalanmaya
başladık. Yakın zamanda tükettiğimiz besinleri makinalar üreterek bize sunduğu
kolaylıklardan yararlanıyoruz. Eski tüketim alışkanlıklarımızdan iyiden iyiye
uzaklaşır olduk. Hazır yiyecekler tüketmeye başladık.
Öyle bir zaman gelecek ki Avrupa ,Amerika gibi evlerimizde yemek yapma
alışkanlığı kalkacak ve hazır gıda tüketilmeye başlayacak.

Değişiyoruz, değişime ayak uydurmaya çalışıyoruz. Geçmişe ait ne varsa
unutmaya başladık. Sanki hiç yaşanmamış gibi olacağız. Geçmişe ait ne varsa
hayatımızdan çıkarıyoruz. Değişime karşı değiliz , tabi ki değişime ayak
uyduracağız. Bu değişimi ayak uydururken geleneksel yaşam tarzımızı, tüketim
alışkanlıklarımızı bir kalemde silip atmayalım. Kendi öz kültürümüzü korumaya
dikkat edelim ki gelecek nesillerimizin sağlığını da koruma altına almış oluruz.

Her toplumun geleneksel yeme , içme alışkanlıkları ve mutfak kültürleri vardır.
Buda bizim ne kadar kültür zenginliğimizin olduğunun kanıtıdır. Gelecekte
dışardan gelen misafirlerimize, kendi toplumumuza anlatmak istiyorsak. Bugün
kendi değerlerimizi koruyarak tedbirler almalıyız. Böylece küresel kültürün
gölgesinde yok olmasını önlemiş oluruz.

Kendi mutfak kültürümüzü ve diğer kültürlerimizi kaybedersek başka kültürlerin
gölgesinde sığıntı gibi yaşamaya devam ederiz. Unuttuğumuz değerler bizi biz
yapan ve farkındalık yapan değerlerimizdir. Bu değerlerimizi terk edersek biz
olmaktan çıkar farkındalığımızı yitirmiş oluruz.

News Reporter

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir